Hayır’larınız Belki Olmasın

Hayır’larınız Belki Olmasın

“Hayır demek istiyorsan, belki deme” der Paulo Coelho. Bütün duygularını üst seviyede yaşayan toplumumuzun, çocuk yetiştirirken en büyük sıkıntısı gözlemlendiği kadarı ile netlik. Bizler, batının bütün her şeyini kopyalayıp kültür erozyonu yaşamayalım. Çocuklarımıza sevgimizi hep gösterelim ve hep büyük bir aile olalım. Lakin onların doğru yaptığı, bizim yanlış yaptığımız davranışları da bilelim.

cocuga-hayir-derken-evet

Tatil yapmak için yıldızlı bir otele gittiğinizde bile kurallar vardır. Yemek saati, havuz saati, animasyon saati, kapanış… Oradaki çocukları gözlemlediğinizde en çok ağlama krizine giren çocukların Türklerin çocukları olduğunu görürsünüz. Yemek masasında problem çıkaran ve ağzına zorla yemek tıkanan 5 yaşındaki çocuk Türk’tür. Havuzun içinde eğer yaşı 3 ün altında değil ise diğer çocukların hakkına saygılı olmayan çocuk genellikle Türk’tür. Mağazaların önünde almaması gereken bir şey için kriz yaşayan çocuk Türk’tür. Çocuk büyüdüğünde bütün hayatını ve insan ilişkilerini etkileyecek bu krizin tek sebebi yetiştirilme tarzımızdaki “çocuktur geçer, benim çocuğum en iyisine layık çünkü o benim çocuğum” düşüncesidir. Belki büyüdüğünde ağlama krizi yaşamayacak ama insanların özeline yaşam alanlarına saygısızlık etmeye devam eden bir birey olacak. Belki büyüdüğünde nihayetinde mecburen kendi yemeğini yiyecek ama sorumluluklarını yerine getirmede üşenen bir birey olacak. Belki büyüdüğünde kendi parasını kazanacak ama maddi gücün bir sınırı var her alamadığı şeyde de hüsran yaşayacak.

Gittiğim kreşleri gözlemlediğimde öğretmenlerin ve idarenin, en çok kuralları yerine oturtma konusunda yorulduğunu gözlemliyorum. Çünkü çocuğa “hayır” dediklerinde çocuğun yıkımı fiziksel şiddet görmüş gibi… Bu konuda çocuğu eleştirmiyorlar, çocuğa yanlış öğretileni düzeltmek ile zaman harcıyorlar. Zaten bu durumda eleştirilmesi gereken çocuklar değil bizleriz. O yüzden aslında çocukları konuşmak anlamsızlaşıyor.

Bizim hassasiyetlerimiz ile çocukların öğrenmesi gereken gerçekler birbirine karışıyor. O yüzden “hayır”larımız bazen evet, bazen belki, haliyle evetlerimiz  zamansızca “hayır”laşıyor. O kadar karışıyor ki kafamız, evetlerimizin çoğu rüşvetli hale dönüşüyor. “Bizler de böyle böyle büyüdük, çok önemli değil nihayetinde çocuktur” deyip geçmeyelim. Bizler kalabalıkta ve dışarıda büyüdük. Bizde büyüğe saygısızlık ya da diğer insanların hayatına önem kalın çizgilerle belirliydi. Şimdiki çocuklar büyük ölçüde yalnız. Kuralları öğrenmekte en çok anne babalarına ihtiyaçları var.

Unutmayalım hayır dememiz gereken yerde çocuğumuza hayır demek onu üzmüyor, onu geliştiriyor ve yetiştiriyor. Evetlerimizi ise değerli kılıyor.
Nazan AKPOLAT

Yaratıcı Drama Eğitmeni

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız ?

Soru - Cevap Sayfası

Facebookta bizi takip edin
  • ÇOK OKUNAN
  • YORUM
DOST SİTELER: CİLT BAKIMISORGULAMA SERVİSİDÜĞÜN DAVETİYELERİ

Creative Commons License This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.